Kapat
Gönderiliyor...
Kapat
Çizelge
Oyun Mekan Saat Bilet Fiyatları
Arşiv

Güncel Haberler

22. İstanbul Tiyatro Festivali yerli proje başvurularını bekliyor | 11.12.2017 Preljocaj'a Onur Ödülü takdim edildi | 18.11.2017 Festivalde çocuk etkinlikleri | 10.11.2017 Festivalde klasikler | 10.11.2017 Festivalde hem yazan, hem yöneten, hem oynayanlar | 10.11.2017 Festivalde bugüne dokunanlar | 10.11.2017 Festivalde farklı deneyimler | 10.11.2017 Festivalde iki performans ilhamını operadan alıyor | 10.11.2017 Festivalde özgün metinler | 10.11.2017 Festivalde ustalar | 10.11.2017 Bir Çin masalından modern dans gösterisine | 08.11.2017 İstanbul Tiyatro Festivali'nden duyuru | 06.11.2017 İKSV’den, İstanbul Tiyatro Festivali’nin geride bıraktığı 20 festivali, eski ve yeni seyircisi ile buluşturan bir kitap | 31.10.2017 Çoksesli Kuş | 29.10.2017 21. İstanbul Tiyatro Festivali 13 Kasım’da perdelerini açıyor | 27.09.2017 71. Avignon Festivali’nin ardından… | 04.08.2017 45. YILINDA İSTANBUL KÜLTÜR SANAT VAKFI’NDAN MÜJDE | 19.04.2017 Tiyatro Eleştirmenleri Birliği 2017 TEB ödülleri sahiplerini buldu | 28.03.2017 Şubat kısa ama tiyatroyla dopdolu | 01.02.2017 Yeni yılı tiyatroyla karşılayın | 02.01.2017 Festival oyunları Aralık ayı boyunca şehrin dört bir yanında | 05.12.2016 “Ev’vel Zaman” Fast Forward Festivali’nde | 24.11.2016 Kasım’da tiyatro aşkı başkadır | 10.11.2016 Yerli proje başvuruları sona erdi | 02.11.2016 'Köpeklerin İsyan Günü' Ekim'de Lizbon'da, Kasım'da da Zorlu PSM Studio’da | 26.09.2016 Hayal Perdesi'ne dünya basınından büyük alkış | 18.08.2016 İstanbul Tiyatro Festivali’nden açıklama | 24.05.2016 Festivalin üçüncü Onur Ödülü Berliner Ensemble'a verildi | 14.05.2016 Festival yirminci kez perdelerini açmaya hazırlanıyor | 25.04.2016 Guy Cassiers ile röportaj | 29.03.2016 Anatoli Vassiliev'den Dünya Tiyatro Günü mesajı | 17.03.2016 20. İstanbul Tiyatro Festivali'nin programı açıklandı | 01.03.2016 Festivalin Onur Ödülleri | 01.03.2016 İstanbul Tiyatro Festivali desteğiyle Türkiye’den üç gösteri Chantiers d’Europe festivalinde | 09.06.2015 20. İstanbul Tiyatro Festivali’nin yerli proje başvuruları sona erdi | 17.03.2015 100. Doğum Yılında Haldun Taner Sempozyumu (26-27 Kasım 2015) | 05.01.2015

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

Anatoli Vassiliev'den Dünya Tiyatro Günü mesajı

Tiyatroya ihtiyacımız var mı?

Onun hayal kırıklığına uğrattığı binlerce profesyonel ve bıktırdığı milyonlarca insan
kendilerine bunu sormaktalar.

Niçin ihtiyacımız var tiyatroya?

Bu yıllarda, kent meydanlarında ve devlet arazilerinde sergilenenlere kıyasla salonlarda
sahnelenenler böylesine önemsizken... Gerçek hayatın otantik trajedileri oralarda
oynanırken.

Neyimiz oluyor tiyatro?

Salonların yaldızlı galeri ve balkonları, kadife koltuklar, sahnenin kirli kanatları, iyi
cilalanmış oyuncu sesleri... Ya da tersi: görünüşte farklı bir şey. Çamur ve kana bulanmışkara
sandıklar, içlerinde de yığınla çıplak kudurgan gövdeler.

Tiyatro ne söyleyebilir bize?

Her şeyi!

Tanrıların cennette nasıl yaşadıklarını, unutulmuş yer altı mağaralarında mahkûmların nasıl
çürüdüklerini, tutkuların bizi nasıl yüceltebildiğini, aşkın nasıl mahvedebildiğini, bu dünyada
nasıl kimsenin iyi bir insana ihtiyacı olmadığını, aldatmacaların nasıl saltanat sürdüğünü,
mülteci kamplarında çocuklar solarken insanların apartman dairelerinde yaşadıklarını, o
çocukların nasıl çöle dönmek zorunda kaldıklarını, hepimizin her gün sevdiklerimizden
ayrılmaya nasıl zorlandığımızı... Tiyatro her şeyi anlatabilir.

Tiyatro her zaman var oldu ve sonsuza kadar olacak.

Şimdi, elli ya da yetmiş yıldır, özellikle gerekli. Çünkü halka açık sanat dallarına göz
gezdirirseniz yalnız tiyatronun bize neler verebildiğini hemen görürsünüz: ağızdan ağza bir
söz, gözden göze bir bakış, elden ele bir jest, gövdeden gövdeye bir hareket... İnsanlar
arasında işe koyulmak için tiyatronun aracıya ihtiyacı yok. Kendisi ışığın en şeffaf yanını
oluşturur. Ne güneye aittir, ne kuzeye. Ne doğuya, ne batıya. Hayır hayır, kendisi ışığın
özüdür. Dünyanın dört köşesinde parlar. İster hasmı, ister dostu olsun, onu gören her insan
tarafından tanınır hemen.

Hep değişken kalan tiyatro gerek bize. Türlü türlü tiyatro.

Yine de sanırım bütün kolları arasında şimdi en rağbet gören en eski tiyatro türleri olacak.
Ritüel biçimli gösterilerin yapay bir yaklaşımla “uygar” ülkelerdeki temsillerin karşıtı yerine
konulması doğru değildir. Şimdi seküler kültür gitgide güçsüz düşürülmekte. Adına “kültürel
bilgi” denilen şeyler yavaş yavaş en basit varlıkların yerlerini alıp onları devre dışına itiyor.
Günün birinde onlarla buluşma umudumuz da kalmıyor öylece.

Ama bugün gördüğüm net gerçek şu: Tiyatro kapılarını ardına kadar açmakta. Giriş de
herkes  için serbest.

Teknik öteberinin ve bilgisayarların cehenneme kadar yolu var. Onlara boş verip tiyatroya
gidin. Salonda ya da balkonlarda sıraları doldurun. Sözleri dinleyin, canlı görüntülere bakın.
Tiyatrodur karşınızdaki. Sakın ihmal etmeyin; yaşantısına karışma fırsatını kaçırmayın. Boş
ve hızlı geçen hayatımızda bir şeyler paylaşmak için ele geçen belki de en değerli fırsattır bu.

Tiyatronun her çeşidine ihtiyacımız var.

Hiç kimse için gerekli olmayan bir tek türü var onun. Siyasal oyunlardan, politik “fare
kapanlarından” oluşan, siyasetçilerin sahnelediği, hiçbir işe yaramayan politika tiyatrosu.

Kesinlikle ihtiyacımız olmayan bir başka türü de günlük terör tiyatrosu: kişiler ya da örgütler
tarafından sergilenen, başkentlerde ya da taşrada, sokaklar ve meydanlarda sahnelenen
ceset ve kan tiyatrosu. Dinleri ve etnik kökenleri çatıştıran sahte bir tiyatrodur o.

Rusça orijinalinden çeviri: Refik Erduran